Piczo

Log in!
Stay Signed In
Do you want to access your site more quickly on this computer? Check this box, and your username and password will be remembered for two weeks. Click logout to turn this off.

Stay Safe
Do not check this box if you are using a public computer. You don't want anyone seeing your personal info or messing with your site.
Ok, I got it
KİMİNE GÖRE ADAMIZ KİMİNE GÖRE YALANIZ HEPİNİZ RAHAT OLUN BİZ ADAMINA GÖRE MUAMELE YAPARIZZ

Sana taptigim kadar paraya tapsaydim milyarder, Allaha tapsaydim peygamBER OLURDUM

Ben bir kadini sevdim mi gözüm gibi bakar, ilah gibi taparim; ama ki bir yanlisini görmeyeyim bir bidon benzin döker çatir çatir yakarim.
Oyle birini sev ki, sen ölünce o hiç yasamasin.
Aleviweb.com - Alevi Alevilik ve Aleviler Forumu > Aleviler ve Alevilik > Alevi Kültürü > Alevİlİk Nedİr

--------------------------------------------------------------------------------
PDAOrijinalini görmek için tıklayınız : Alevİlİk Nedİr


--------------------------------------------------------------------------------

cem24d04.03.2006, 10:46
Alevilik Nedir?
Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan , Hz.Alinin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine , mezhebe ser inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline sahip olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik,demokrat, eiştlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kuralllarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine göre ve sunni inancın dışında yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen, Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen Varlk Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hemde irfaniliğin mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Aliden gelen neslin imametini teberra ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir. Alevilik Aleviler için üst kavramı, Bektaşilik ve Kızılbaşlık ise alt kavramları oluşturur.

Alevilikte Allahtan başka Tanrı Yoktur.




Alevi inanç gerçekliği ve namaz

Aleviler ve namaz konusunu bir kaç boyutuyla ele almak gerekiyor. Çünkü Alevilerin sürekli olarak maruz kaldığı soruların başında neden namaz kılınmıyor sorusu geliyor. Hem neden namaz kılınmadığını basta inançsal boyut olmak üzere- açıklamak gerekiyor hem de böylesi bir soru sorma hakkının nerden doğduğunu irdeleyip netleştirmek durumundayız.

Her Alevi mutlaka ömrünün birden fazla döneminde siz Aleviler neden namaz kılmıyor, camiye gitmiyorsunuz? sorusuyla karşılaşmıştır. Aslında anında tür kişilere verilmesi gereken cevap tereddütsüz “siz Sünniler neden cem evine gelip cem ibadeti etmiyorsunuz? karşı sorusu olmalıdır. Ancak ne var ki asırların getirdiği iktidar özgüveni ile Sünni inançlı kişi istifini hiç bozmadan Alevilere yönelik iğrenç iftiraları soru biçiminde dile getirerek devam eder. Ne yazık ki asırlardır baskı altında yasayan Alevi sinmiş bir şekilde, soruyu iade etmek ve gereken reaksiyonu göstermek yerine susar veya anlamsız cevaplarla geçiştirmeye çalışır.

Siz Aleviler neden camiye gidip namaz kılmıyorsunuz? sorusu öyle masum bir soru değildir.

Alevi inançlı kişi çıkıp diyemiyor ki, size ne bundan. İnancımı sorgulama hakkini nerden aldınız? Siz kim oluyorsunuz ve ne hakla benim inancımı sorguluyorsunuz? Ben sizin inancınızı sorguluyor muyum? Ben sizin inancınız sorgulamıyorum ama siz ısrarla benim inancımı sorguluyor, aşağılıyor, alay ediyor, fırsatını buldu mu da fetva verip katlediyorsunuz. Ne sizin ne de başka kimsenin benim ibadet seklini, tarzını, biçimini, içeriğini sorgulama hakki yoktur. Ancak bu tür cevaplar verilmiyor. Asırlardır baskı altında olan ve günümüzde de baskıyı yasayan bir toplumun fertleri kolay kolay bu tür cevaplar vermiyor. Ama biliniyor ki bu hep böyle gitmez. Biz Aleviler de günün birinde iki kelime Arapçayla kendisini imanlı geri kalanları kafir sanan yobazlara gereken cevapları vereceğiz. Kimse bu cevap vereceğiz söyleminden şiddeti anlamasın. Bizler kimden ve nerden gelirse gelsin her tür şiddetin, baskının karsısındayız. Bütün tahriklere rağmen, baskılara rağmen karşısında olmaya da devam edeceğiz. Ancak bizlere soru sorunlarda cevap vermek bizlerin hakki olsa gerek. Kimseyle kavga edelim gibi bir düşüncemiz yok. Asırlardır kavgalardan, baskılardan çok çektik. Kavgaların, şiddetin olmadığı bir dünya özlemi içerisindeyiz. Artık acısız ve kavgasız yasamak istiyoruz. Aleviliğimizin kabul gördüğü eşit ve özgür bir şekilde, Alevi olmanın aşağılanmak olmadığı, farklılığın zenginlik olarak görüldüğü, Aleviliğimize saygı duyulduğu bir dünyada yasamak istiyoruz. İstediklerimiz çok şeyler değil. İstemlerimiz en insani istemler. Nasıl ki bizler başka inançtan insanlara saygı duyuyorsak başka inançtan insanlarda inancımız olan Aleviliğe saygı duymak zorundalar. Ne yazık ki Aleviliğimize saygı duyulacak yerde küfür ediliyor. En basitinde inancımız Alevi olmayanlar tarafından sorgulanıyor ve onlara göre bir tanımla tanımlanmaya çalışılıyor. Biz diyoruz ki biz Aleviyiz ve Alevilik böyledir onlar ısrarla diyor ki; hayır siz başkasınız. Alevi olmayan birileri diyor ki Alevilik bir tarikattır ve Aleviler camiye gidip namaz kilsin. Her halde böylesi bir durum başka bir yerde yok. Biz Aleviler kendimizi nasıl tanımlıyorsak başkaları da bizleri bu tanımla kabul etmek zorundalar. Ne yazık ki Aleviliğimize saygı duyulmuyor, Alevi inanç gerçekliğimiz kabul edilmiyor. Israrla bizler Sünnilik dayatılıyor. Aleviliğimiz aşağılanıyor. Asırlardır birikmiş olan önyargılar sende mum söndü yaptın mi gibi ahlak dişi sorular sorularak onurumuz rencide ediliyor. Bu anlamda onuru rencide edilmeyen Alevi yoktur. Lütfen kimse bu belirtilenleri ajitasyon, propaganda olarak algılamasın. Bazı aydın geçinen kişilerin bile beyinlerinin arka planında mum söndü olayı vardır. Peki ne yapacağız? Anlaşılıyor ki daha çok bu tür aşağılık iftiralarla karşı karşıya kalacağız, daha çok ibadet anlayışımız sorgulanacak. Her şeyden önce doğrularımızı ısrarla savunacağız. Doğrularımızı birilerinin hoşuna gidecek şekilde yansıtmayacağız. İnancımızın özü neyse onu olduğu gibi yansıtacağız. Ne eksik ne fazla doğrularımızı olduğu gibi savunacağız. İbadet anlayışımızı ve namaza bakışımızı olduğu gibi anlatıp savunacağız, savunmalıyız.

Namaz bir ibadet biçimidir. Sünni anlayışın mutlaklaştırdığı bir ibadet biçimi. Biz aleviler namaz kılmayız. Elbette isteyen kılar, isteyen kılmaz. Bu, yalnız o kişinin bileceği bir istir. Başka kimseyi ilgilendirmeyen bir durumdur. Ancak bizlerin bu yaklaşımı karşısında ayni saygıyı görmüyor. Biz aleviler sürekli neden camiye gidip namaz kılmıyorsunuz? sorusuyla adeta adeta taciz ediliyoruz. Çünkü bu soruyu soran kişiler Müslümanlığı, İslam dinini namaz ve benzer biçimsel ibadetlere indirgiyorlar. Onlara göre her Müslüman kendileri gibi ibadet etmelidir. Eğer kendileri gibi ibadet etmiyorsa Müslüman değildir. Madem aleviler Müslümanim diyor o halde camiye gidip namaz kılmalıdırlar. Bunu yapmıyorlarsa, yani camiye gidip namaz kılmıyorlarsa Aleviler dinsizdir! Nitekim tarihte verilen fetvalar Alevilerin dinsiz olduğu ve katledilmelerinin vacip olduğu seklindedir. Ayni zihniyet devam ediyor. Zaman değişmiş olsa da, coğrafyalar farklıda olsa, teknolojide gelişmiş olsa bu zihniye için bir şey fark etmiyor. Alevilik kabul edilmiyor. Alevinin farklı olduğu ve bunun bir zenginlik olduğu görmezlikten gelinip, illa Alevilere kendi inanç anlayışı dayatılıyor. Biz aleviler bu dayatmaları tarihte olduğu gibi günümüzde de ne pahasına olursa olsun kabul etmeyeceğiz. Kabul etmeyeceğimizi ısrarla, tekrar tekrar söyleyeceğiz.

Yukarıda da belirtmeye çalıştığımız gibi namaz biz Alevilere göre biçimsel bir ibadet seklidir. Biz Alevilerin temel inanışı ibadeti biçimsel olmaktan çok öz´e bağlı kalarak yerine getirmektir.

Bilindiği gibi namaz Farsça bir kelimdir. Namaz kelimesin Kuran´da ki karşılığı salat´tir. Salat ise dua, tanrıyı içten anıp selamlama anlamına geliyor. Allah´i içten anıp selamlamanın, duanın ise biçimi, sekli yoktur. Dua, insanin Yaratıcı ile beraberliğidir. Bunun için belli bir saat, mekan, kural yoktur. İnsan istediği vakit, istediği dilde, istediği şekilde dua edebilir, Yüce Yaratıcısına şükür edebilir. Yüce yaratıcıyı anmak, Yaratıcıyla dolu olmak, bir araya gelmek için belli bir zaman dilimi yoktur. Bu her an olmalıdır ve her anda mümkündür. İbadeti belirli zamanlarla sınırlayan kendisini biçimsel kurallar ve şekillerden arındırmamış demektir. Böylesi şekilsel bir kuşatma ise yaşamın gayesine ters bir durumdur.

Bazıları ibadeti biçimsel kurallarla sinirliyor. Çokça tekrarlamak durumunda kaldığımız gibi biz Alevilerde ise ibadeti kalıplaştırmak yoktur. elbette ibadette belirli kurallar olması gerekiyor. Özellikle toplumsal olarak yerine getirilen ibadetin kuralları vardır. Ancak inancın temelidir gibi bazı yanlış uygulamalarla sırf ibadet olsun diye ibadet, ibadetin gayesini yok saymak demektir. Biz Alevilere dayatılanda budur. Deniliyor ki; “aleviler illa camiye gidin, namaz kilin Amaç burada ibadet ise aleviler zaten toplumsal olarak cemde ibadetlerini yerine getiriyorlar. Aleviler kimseye, cemevine gelip cem ederek ibadet edin gibi bir dayatmanın sahipleri değiller. Aleviler herkesin inancı kendisine ilkesi ile hareket ederken başkaları ısrarla Alevilere dayatmalarda bulunuyor. Hem de inançsal anlamda temeli olmayan gerekçelerle.

Amacımız burada Alevilerle Sünniler arasındaki inanç farklılığını bütün boyutlarıyla tartışmak değildir. Amacımız ısrarla Alevilere dayatılan günde beş (5) kez namaz kilin böylece iyi bir Müslüman olursunuz gibi inancı biçimsel kurallara indirgeyen, hatta neredeyse bunu inancın özü sayan mantığın yanlış olduğunu belirtmektir. Namaz, neredeyse birileri tarafından inancın asil gayesi haline getirilmiştir. “günde beş vakit namaz kılan kişi iyi bir insandır ve yaşamı anlamına uygun yasayan kişidir, kılmayan ise münafık, kafir kişidir gibi bir anlayış ortaya çıkmıştır. Aleviler asırlardır bunun inancın özüne ters bir tutum olduğunu belirtmişlerse de, siyasi anlamda iktidarda olmadıklarından dolayı seslerini kimseye duyuramamışlardır. İnancın asil özünü takip edip uygulamak yerine gösteriş için yapılan fiillerle zamanını harcayanlara Maun suresinde söyle ikaz edilmektedir: Dini yalanlayan gördün mü? İste yetimi itip-kakan, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. İste namaz kılanların vay haline, ki onlar namazlarında yanılgıdadırlar, onlar gösteriş yapmaktadırlar, ve ufacık bir yardımı da engellemektedirler. Biz Alevilerce anlaşılması gereken en önemli nokta burasıdır.

Konun daha iyi anlaşılması ve doğrularımızın bilince çıkarılması için bazı tekrarları yapmak durumunda kalıyoruz. Konuya hakim olanların anlayışına sığınıyoruz.

Önceki satırlarda da belirtmeye çalıştığımız gibi namaz Farsça bir kelimedir. Kuran da ki karşılığı Salat´ir. Salat´in anlamı ise Allah´i içten anıp selamlama ve duadır. Bu gün egemen Sünni anlayışın günde beş vakit kıldığı ve Alevilere dayattığı ve neredeyse dinin temeli saydığı namaz ibadetinin Kuran da beş vakit olduğu yönünde acık bir beyan yoktur. Maden namaz inancın özü sayılacak kadar önemli bir ibadet neden Yüce Yaratıcı bu konuda acık ve kesin hükümler ortaya koymasın?

Aleviler namazı ret etmiyor. Nitekim cem ibadetinde halka namazı sekilinde ibadetlerini yerine getiriyorlar. Ancak bu namaz hiç bir şekilde egemen Sünni anlayışın namazıyla benzer değildir. Bazıları çıkıp diyebilir ki: su kadar milyon insan namazı böyle kılıyor da siz aleviler neden farklı anlıyor ve uyguluyorsunuz? Hemen belirtelim ki çoğunluk her zaman doğru yapıyor anlamına gelmez.

İbadetle amaçlanan kişinin kendini yenilemesi, arındırması ve sosyal dayanışmayla kişiliğini tamamlamasıdır. Maun süresi böyle bir anlama sahip. İbadet için ibadet, gösteriş için yapılan ibadet nafile ibadetlerdir.

Kısaca da olsa Alevilerin ibadet ve Sünni yorumlu namaza bakisini aktarmaya, Alevilere yönelik tacizlere cevap vermeye çalıştık. Şüphesiz bununla Alevilerin ibadet anlayışını bütünen yansıttığımız gibi bir iddia sahibi değiliz. Alevi ibadet anlayışını ve bütünen Aleviliği ve Alevileri anlamak isteyenler mevcut Alevi kaynaklarına bas vurabilirler.

Hiç kimse Alevilere kendi inançlarını dayatmaya, empoze etmeye kalkışmasın. Alevilerin asırların süzgecinden geçmiş ve günümüze kadar ulaşmış değerleri ve doğruları var. Belki aleviler yaşatılan baskıların neticesinde bazı sorulara geniş açılımlar ve Aleviliğin inanç ibadet derinliğini açıklayamıyorlar. Ancak bu Aleviliğin inanç sistemindeki eksiklikler, yetersizlikler olarak algılanmaz. Alevilerin inanç sistemindeki bazı noktalar başka inançtan insanlara yetersiz, yanlış, eksik gelebilir. Bu aleviler yanlış ibadet ediyor anlamına gelmez. Alevilerin doğruları vardır. Aleviler bu doğrular ve değerleri doğrultusunda yaşamlarına anlam vermeye çalışıyorlar. Yanlış ve doğru, eksik veya fazla bu durum yalnız Alevileri ilgilendirir. Başka inançtan insanların haddine değil inançsal doğrularımızı sorgulamak. Bizler Aleviyiz! Bütün yozlara ve rağmen de Alevi kalmaya devam edeceğiz!



Yararlanılan kaynaklar:

Mehmet Yaman Alevilik

Cemal Şener Alevilik Olayı

Rıza Zelyut Öz kaynaklarına göre Alevilik

Reha Çamuroğlu Değişen Koşullarda Alevilik

İsmail Kaygusuz Görmediğim Tanrıya Tapmam

Esat Korkmaz Alevi Felsefesi
372 hits
GÖKHAN-KÖŞESİ
GÖKHAN_58FB
GEÇTİ DOST KERVANI



Şu karşı yaylada göç katar katar
Bir güzel sevdası gözümde tüter
Bu ayrılık bize ölümden beter
Geçti dost kervanı eyleme beni

Şu benim sevdiğim başta oturur
Bir güzelin derdi beni bitirir
Bu ayrılık bize ölüm getirir
Geçti dost kervanı eyleme beni

Pir Sultan Abdal´ım kalkın aşalım
Aşıp yüce dağı engin düşelim
Çok nimetin yedik helallaşalım
Geçti dost kervanı eyleme beni

Pir Sultan Abdal
Page: GOKHAN KOSESI2
372 hits
Sivas Katliamı
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve: kullan, ara

Alt katında iskender lokantası bulunan Madımak Oteli'nin bugünkü haliSivas Katliamı veya Sivas Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 33 Alevi yazar, ozan ve aydının ve iki otel çalışanının yakılarak katledilmesi, oteli ateşe verenlerden de ikisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir.

Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı Sivas şehir merkezinde yapılması öngörülmüştü. Bu kapsamda pek çok aydının yanı sıra Aziz Nesin bu etkinlik nedeniyle dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente gelmişti.

2 Temmuz 1993 günü organize biçimde öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.

Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10.000'e ulaşan grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grubun sayısı akşam saatlerinde 20.000'e yaklaştı. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı bunun sonucunda taşlanarak camları kırılan Madımak oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 37 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç edilmekten araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.

Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Yine olaylar sırasında Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edildi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.




Konu başlıkları [gizle]
1 Yargılama
2 Hayatını kaybedenler
3 Sivas Katliamı üzerine şiirler ve bestelenen şarkı ve türküler
4 Katliam ile ilgili Websiteler
5 Literatürde Sivas Katliamı
6 Sahnede Sivas Katliamı
7 Kaynakça
8 Ayrıca bkz
9 Dış bağlantılar



Yargılama   [değiştir]Olaydan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Daha sonra gözaltına alınanların sayısı 190'a çıktı. Gözaltına alınan 190 kişiden 124'ü hakkında "laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma" suçlamasıyla dava açıldı,[1] geri kalanlar serbest bırakıldı. Kamuoyunda Sivas Davası olarak bilinen davanın ilk duruşması, Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994'te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15'er yıl, 3 sanık hakkında 10'ar yıl, 54 sanık hakkında 3'er yıl, 6 sanık hakkında 2'şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi.

Müdahil avukatlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını "taraflı, hukuka ve adalete aykırı" olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi katliamın "Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu" belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay'ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.

28 Kasım 1997'de açıklanan kararda, 33 sanık Türk Ceza Yasası'nın 146/1 maddesine göre idama[2] ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına[1] mahkûm edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998'de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezasını ise usül noksanlıkları nedeniyle bozdu. Şubat 1999 tarihinde usül eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000'de 33 sanık Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi.[1]

Sanıkların avukatlığını Refahyol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan üstlendi ve bakanlığı sırasında onları hapishanede ziyaret etti.[3]

Geçen bu zaman zarfı içerisinde sanık sayısı tahliyelerle 33'e düştü.[3] Olayın kilit ismi olarak nitelendirilen, dönemin Sivas Belediye Meclisi üyesi Cafer Erçakmak[1] ve Yargıtay'ın 1997'deki bozma kararından sonra firar eden 8 sanık ise halen yakalanamamıştır.[3]

Sivas Davası İstiklal Mahkemeleri sonrasında, tek bir davada, bu kadar çok idam cezasının verildiği ilk davadır.


Hayatını kaybedenler   [değiştir]Muhibe Akarsu - 35 yaşında, Muhlis Akarsu'nun eşi
Muhlis Akarsu - 45 yaşında, sanatçı
Gülender Akça - 25 yaşında
Metin Altıok - 52 yaşında, şair, yazar
Ahmet Alan - 22 yaşında
Mehmet Atay - 25 yaşında, gazeteci
Sehergül Ateş - 30 yaşında
Behçet Aysan - 44 yaşında, şair
Erdal Ayrancı - 35 yaşında
Asım Bezirci - 66 yaşında araştırmacı, yazar
Belkıs Çakır- 18 yaşında
Serpil Canik - 19 yaşında
Muammer Çiçek - 26 yaşında, aktör
Nesimi Çimen - 67 yaşında, şair, sanatçı, üç telli curanın son ustası
Carina Cuanna - 23 yaşında, Hollandalı gazeteci
Serkan Doğan - 19 yaşında
Hasret Gültekin - 23 yaşında şair, sanatçı, şelpe tekniğinin önderi
Murat Güneş,Murat Gündüz - 22 yaşında
Gülsüm Karababa -22 yaşında
Uğur Kaynar - 37 yaşında, şair
Asaf Koçak - 35 yaşında, karikatürist
Koray Kaya - 12 yaşında
Menekşe Kaya - 17 yaşında
Handan Metin - 20 yaşında
Sait Metin - 23 yaşında
Huriye Özkan - 22 yaşında
Yeşim Özkan - 20 yaşında
Ahmet Öztürk - 21 yaşında
Ahmet Özyurt - 21 yaşında
Nurcan Şahin - 18 yaşında
Özlem Şahin - 17 yaşında
Asuman Sivri - 16 yaşında
Yasemin Sivri - 19 yaşında
Edibe Sulari - 40 yaşında, sanatçı
İnci Türk - 22 yaşında
Kenan Yılmaz - 21 yaşında

Sivas Katliamı üzerine şiirler ve bestelenen şarkı ve türküler   [değiştir]Edip Akbayram, Türküler Yanmaz
Ozan Emekçi, Sivas Ağıdı
Sunay Akın, Kova Kaleci
Grup Yorum, Sivas (Gün Tutuşur)
Mahzuni Şerif, Sivas Dramı
Zülfü Livaneli, Yangın Yeri
Almora, Güneşin Ozanları
Radical Noise, Çığlık
Akın Eldes, Madımak
Moğollar, Issızlığın Ortasında
Antisilence, Died On 2nd Of July
Aşık Gülabi, Sivas Madımakta Canlar
Metin - Kemal Kahraman, Renklerde Yaşamak
Ferhat Tunç, Kızılırmak Boylarında Bir Şehir
Serhad Raşa, Ey Felek

Katliam ile ilgili Websiteler   [değiştir]'Sivas Katliami anma websitesi' 1997 beri Madimak.de kurulan site

Literatürde Sivas Katliamı   [değiştir]Zeki Büyüktanır, Madımak Çığlığı, Can Yayınları (Ali Adil Atalay), İstanbul, Ekim 2006, ISBN 9789756358788
Hikmet Çetinkaya, Zambak Sana da Bulaştı Kan, Çağdaş Yayınları, İstanbul, Şubat 1997
Soner Doğan, Sivas: 2 Temmuz 1993, Ekim Yayınları, İstanbul, Mart 2007, ISBN 9789750109119
Aziz Nesin, Sivas Acısı, Adam Yayınları, İstanbul, Temmuz 1995, ISBN 9754183244
Öner Yağcı, Sivas'ı Unutmak, İleri Yayınları, İstanbul, Mayıs 2006, ISBN 9789756288108
Lütfi Kaleli, Sivas Katliamı ve Şeriat, Alev Yayınları, İstanbul, Ağustos 1995, ISBN 975335

Sahnede Sivas Katliamı   [değiştir]Genco Erkal'ın yazıp yönettiği Sivas '93 adlı belgesel tiyatro oyunu, 11 Ocak 2008'de yoğun güvenlik altında Muammer Karaca Tiyarosu'nda sahnelendi.[4] Belgelerden yararlanarak yazılan oyunun anlatıcıları arasında Genco Erkal'la beraber Meral Çetinkaya, Yiğit Tuncay, Nilgün Karababa, Murat Tüzün, Çağatay Mıdıkhan ve Şirvan Akan yer aldı. Oyunun müziğini Fazıl Say besteledi.[5]


Kaynakça   [değiştir]^ a b c d "Sivas'ta 14 yıl sonra Madımak sıcağı", Radikal, 03 Temmuz 2007
^ "Sivas'ta idam kesinleşiyor", Radikal, 18 Ekim 1998
^ a b c "Madımak!", Yıldırım Türker, Radikal, 3 Temmuz 2006
^ "Sivas '93'e polis korumalı gala", Abdullah Malkoç, 13 Ocak 2008, Milliyet URL son erişim tarihi: 21 Ocak 2007
^ "Geç de olsa Sivas'la hesaplaşılmalı", Efnan Atmaca, 17 Ocak 2008, Radikal URL son erişim tarihi: 21 Ocak 2007

Ayrıca bkz   [değiştir]